Aids

AIDS Nedir? Nasıl Bulaşır? Tedavi Edilmezse Ne Olur?

AIDS Nedir?

Günümüzde en çok konuşulan hastalıklardan birisi olan AIDS’in Türkçe anlamı edinsel bağışıklık yetmezliği sendromu şeklinde açıklanabilir. HIV virüslerinin vücutta uzun bir süre boyunca üreyerek bağışıklık sistemini tamamen yok etmesi sonucunda ortaya çıkan bu hastalık insandan insana ya da hayvandan insana bulaşabilmektedir.

AIDS genellikle kan yoluyla ya da korunmasız cinsel ilişkiyle sağlıklı bireylere bulaştığı için hastalıkla mücadelede bu konuda gerekli önlemlerin kesinlikle alınması gerekir. HIV virüsleri vücuda girdikten sonra belirli bir süre adaptasyon sürecine girerek ortama uyum sağlar. Bu süreci hızlı bir şekilde tamamladıktan sonra da kan hücrelerine saldırarak onları yok etmeye başlar. Hızlı bir şekilde üreyen bu virüsler kan hücrelerini yok ettikçe vücuttaki organ ve dokulara yeterli düzeyde beslenemez. Bunun sonucunda da ilk başta bağışıklık sistemi yavaşlamaya başlar. Daha sonraki dönemlerde de tamamen çökerek kişi hastalıklara karşı savunmasız bir hale gelir.

Bayan, erkek, yaşlı ya da genç ayrımı olmadan her yaş ve cinsiyette görülebilen AIDS ülkemizde 1985 yılından itibaren kendisini göstermeye başlamıştır. Sağlık bakanlığının yapmış olduğu açıklamaya göre AIDS hastalarının sayısı yaklaşık 1500 civarındadır. Ancak vücudunda HIV virüsü taşıdığı halde bunun farkında olmayan binlerce kişinin de olduğu tahmin edilmektedir. Çünkü hastalık etkeni virüsler vücuda girdiğinde uzun yıllar boyunca herhangi bir belirti göstermediğinden dolayı kişiler bu şekilde hayatlarına devam etmektedirler. Ancak hastalığa dair belirti olmasa bile virüs taşıyıcıları AIDS’i diğer sağlıklı bireylere de bulaştırabilmektedir. Bu nedenle en ufak bir şüphede hiç vakit kaybedilmeden gerekli kan testleri yaptırılmalıdır.

AIDS Nasıl Bulaşır?

AIDS hastalığına neden olan virüsler en ufak bir dikkatsizlikte insanlar arasında yayılabilmektedir. Virüslerin sağlıklı bireylere bulaşmasındaki başlıca faktör korunmasız cinsel ilişkidir. Kan nakli, kan ürünlerinin kullanımı ve ameliyat malzemelerinin iyi bir şekilde dezenfekte edilmemesi sonucunda da yine hastalığın bulaşma ihtimali yükselmektedir. Bunların yanında HIV virüsü taşıyan anneden hamilelik sırasında ya da emzirme dönemlerinde AIDS hastalığı bebeğe geçebilmektedir.

AIDS hastalığının bulaşma yolları arasında genellikle ilk akla gelen homoseksüel ilişki olsa da normal ilişkiler sırasında da virüsler kolaylıkla bulaşabilmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken konu ilişkinin korunarak mı yoksa korunmasız şekilde mi gerçekleştiğidir. Hastalığın yayılmasındaki bir diğer etken de uyuşturucu bağımlılarının aynı enjeksiyon aletini aralarında ortak kullanmasıdır. Bunların dışında AIDS sarılmak, yanaktan öpüşme, aynı havluyu kullanmak, saça dokunmak, aynı koltuğa oturmak, masaj yaptırmak, aynı havayı solumak, el ele tutuşmak ya da hastalıklı kişilerin kıyafetine dokunmakla bulaşmamaktadır. HIV virüsleri genel olarak vücuttan salgılanan sperm, adet dönemindeki kan, vajinal sıvılar ya da diğer vücut sıvılarına temas sonucunda vücuda girebilmektedir.

AIDS Tedavi Edilmezse Ne Olur?

Sağlık alanında çok sayıda önemli gelişmeler yaşansa da AIDS’i tamamen iyileştirecek herhangi bir ilaç ya da aşı henüz bulunamamıştır. Ancak AIDS hastalığına yakalanmayı önlemek amacıyla bazı aşı uygulamalarının test süreci devam etmektedir. Uzmanlar bu konuyla ilgili olumlu gelişmelerin yaşanması durumunda AIDS’e yakalanma ihtimalinin büyük ölçüde azaltılabileceğini belirtmektedir.

AIDS’ten korunmak amacıyla dikkat edilmesi gereken en önemli konu cinsel ilişki sırasında korunmak ya da gerekli testleri yaptırdıktan sonra ilişki yaşamaktır. Bunun yanında kan nakli sırasında da nakli gerçekleştirilecek olan kanın gerekli testlerden geçirilmesi gerekir. HIV virüsü bir kere vücuda girdiğinde onun temizlenmesi hiçbir şekilde mümkün olmadığı için ileride pişman olmamak adına bu konuda dikkatli olunmalıdır.

AIDS’i tamamen yenecek bir tedavi yöntemi bulunmasa da ortaya çıkardığı belirtilerin şiddetini azaltarak kişinin daha kaliteli bir yaşam sürmesi sağlanabilir. Bu noktada da yine erken teşhis ve tedavi sürecine de olabildiğince erken başlamak gerekir. Aksi takdirde virüsler vücudun her yerine yayılarak ölümcül enfeksiyonların oluşmasına neden olabilir. Bunun yanında AIDS’in tedavisine geç kalındığında çeşitli sağlık problemlerine bağlı olarak hastanın ömrü kısalmaktadır. Ayrıca hastalık ilerledikçe doku ve organ hasarları artacağı için şiddetli ağrılar kişiyi fazlasıyla zorlayabilir. AIDS’in son evresinde de artık bağışıklık sistemi tamamen yok olduğu için çeşitli kanser türleri de oluşabilmektedir. Bu tür olumsuz durumları önleyebilmek adına en ufak bir AIDS şüphesinde gerekli testler yaptırılarak hastalığın varlığı tespit edilmelidir.

Tags

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close